26 10 2014

BİZ O ZAMAN KÜÇÜKTÜK

BİZ O ZAMAN KÜÇÜKTÜK |  görsel 1

      Biz küçükken bildiğimiz tek tatil yeri dedemin eviydi.  Köye gideceğimizi duyduğumuz andan itibaren duramazdık yerimiz de kalabalıktık belki o yüzden annemler hazırlıkların verdiği telaşla bizim kadar mutlu bizim kadar heyecanlı görünmezlerdi, balkona çıkıp arkadaşlarımıza seslenirdik “köye gidiyoruz” derdik hemen içeri alırlardı bizi onlar büyük biz ise ayıp denen kavramı düşünemeyecek kadar sevinçliydik… Yol boyunca kardeşlerimle nasihatler alırdık biz o nasihatleri eşikten girdiğimiz an unuturduk…

           Son köye varmamızı hiç unutamam her sene olduğu gibi dedemler bayram havasında karşıladı bizi amcamlar, halamlar, akrabalar tek katlı köy evinin her odaya açılan salon bölümünde toplanmıştı kendimle beraber ailemde çok önemli ve özel hissetmişlerdi…  Bütün evi saran yeni pişmiş ekmeği kokusunun abimle kaynağını bulamamıştık bir türlü sonra kadınlar mutfağa doluştu ortaya sofra kondu zılfet doğranmaya başladı bende yardım ettim herkes çok seri ve hızlıydı yetişmeye çalışıyordum küçük ellerimi yakan pişmiş hamurları doğrarken herkes Selma sen bırak diyordu kızıyordum onlara, ben küçük müydüm ki? Zılfet doğrandı yerden kaldırıldı mutfaktan çıktık. Annemle salonda sohbete karıştık kardeşim annemin kucağında durmuyordu ben ise acıktım diye eteklerini çekiştiriyordum abim odaları dolaşıyordu. Konuşulanlar çok karışık geliyordu.  Yorgunluktan bitap düşmüş başımı bir ara kaldırıp gözlerimle babamı aradım abim de yoktu, kapısında Türk bayrağı kabartması olan küçük bir oda vardı en çok o odayı severdim penceresi tarlalara bakıyordu .Abimle babam orda değildi salon sessizleşmişti, diğer odaya baktığımda gördüklerim karşısında daha da küçülmüştüm o ev artık ayrı bir dünya olmuştu benim için. Salondaki gürültülü sohbet  sofrada tüm keyfiyle devam ediyordu,sofra ne zaman hazırlanmıştı?  Biz misafir değil miydik? Babaannem benimde acıktığımı bilmiyor muydu? Dedem amcalarım hatta abim bütün erkekler masada zılfet yiyordu hepsine herkese küsmeye karar vermiştim surat asıp annemin yanına çöktüm yine… çok geçmedi mutfağa çarçabuk bir yer sofrası kuruldu evdeki tüm kadınlar alelacele yemek yedi  ben hala kadınlara yapılan ayrımcılığa kızıyor kimseyle göz göze gelmemeye çalışıyordum ta ki halamın kızı gelene kadar o olmasaydı köyde zaman nasıl geçerdi.Tüm gece halaylar çekildi sohbetler edildi herkes mutluydu. Ertesi gün dedem eline bir kürek alıp evin karşısındaki bahçeye gitti elimden elma peşinden gittim dedemden çekinirdim, hatta o an  elimdeki yediğim elmanın çöpünü gömdüğümü söyleyemeyecek kadar çok çekinirdim her nasılsa anlamıştı toprağa elma gömdüğümü. Elindeki kürekle yarım yamalak gömdüğüm elmaya  toprak atıp gülümseyerek  kızımın ağacı olsun demişti… Planlar yapılıp köydeki Golan kaplıcalarına gidilirdi, 10 kişi yola çıkar 20 kişi varırdık biz kalabalık aileydik kimseye hayır denmezdi…  Köyde kadınların yüzünde hep yorgunluk vardı bazen dillerini anlamasam da yanlarına yaklaştığım da konuyu değiştirdiklerini hemen anlardım… 30 sene önce son köyden eve dönmemiz de halamın kızıyla zor vedalaşmıştık. Kaldığımız süre boyunca bizimle gelmesi için büyükleri ikna etmeye çalışmıştık,  herkes o kadar meşguldü ki bizim yaptığımız planlarla ilgilenmemişti bile. Döndüğümüzde kuzenimin bizimle gelmeyeceğini öğrendiğimde halama ağlayan kızını göstererek neden? Diye sorduğumda sert bir şekilde “o senin gibi değil “ demesi yetmişti bana ardından kurduğu sorumlulukları anlatan uzunca cümleyi dinlememiştim bile, demek ki ben olmak kötü bir şeydi iyi olmak burada köyde yaşamak mıydı? Bu kırgınlığımı seneler sonra sadece düğünlerde görüştüğüm halama hiç açmadım. Halaylarla başlardı bizim gitmelerimiz ,dönüşlerimiz ise tam aksi, sebep önemli değil beklide biz çocuklar, ama biz umursamazdık güçlüydük çünkü biz o zaman küçüktük sırtımıza yüklenen sebepleri oyun oynarken  unuturduk…  

              Var olduğumuz yerde büyürken gönülden de ırak özlememeyi öğrendik… Bu gece saydım tam 30 sene olmuş köye gitmeyeli… Bayraklı kapı, gece içtiğimiz sıcak sütün kokusu, tulumbanın sesi, meşhur dut ağacı belleğimde kalan en saf  küçüklük anılarım. 

SELMA GÖKÇE

 

 

 

Satır içi resim 1

 

7
0
0
Yorum Yaz